23.04.2010

Ben yalan söyleyemem insan
uğraşamam yanında yalın olamadığım insanlarla
senin ahlak anlayışını da okuyamam ne yazık ki
kargacık burgacık gelir bana
sende benimkini okuyamazsın
hayalet gibi şeffaf , süt gibi  beyazdır
geceden sabaha sokakta dolanır ,şişe şişe sarhoş olurum
ve nefret ederim benden bahseden insanlardan. hepsine lanet olsun derim
yorulurum kulaklarımı onlara tıkamaya çalışmaktan sonra bir bakarım
dalgalar o insanları başka koylara vurmuş
benim kalbimin köşelerinden uzağa saçılmışlar
lanet olmuş o insanlara
eşit barınır her ırk ,her cinsiyetle hukukum
olmadığım yer yoktur ama bir yolculuktayımdır
iskelelerde, istasyonlarda kendimi karşılamayı beklerim sanki
başladığım yere döndüğümde
zamana şaşırır
akrebe rastlayan yelkovan olurum.
kendim gibi kokarım
ben olurum

12.04.2010

^Şapkalı ^ Hatalar

Hepimiz çok hata yaptık ve epey azından ders aldık
bazılarının üzerine kocaman bir çizgi çekildi unutuldu  bazıları ise ünlemlerle süslendi .nedenini hiçbirimiz bulamasakta umursamadan adım attık bir kere en çok ne zaman acınacak hale geldiysek o hataları doğru yapmayı öğrendik.Fakat bizim en sevdiğimiz hatalarımız var mı
hatalar sevilebilir mi?kimse sevmez onları üzerinde taşımayı hatalı adam ya da hatalı kadın olmayı hangimiz isteriz ki?hatta insanoğlu isminin önünde olumsuz sıfatlar görünce saklanbaçtaki ebeler gibi gözlerini kapatır.Kaçtığımız kendimiz bile değilizdir aslında kaçtığımız sıfatlarda boğulan isimdir.Hatalar yazılır birde günlüklere tadından yenmez itiraflar bir daha.... asla yapmicam.
şeklinde cümlelere manzara olur.'Asla Asla deme'şeklinde nasiyatlar yükselir.Bu karman çorman koroda bas bariton pişmanlıklar şapkanın altına gizlenmiştir.Keşkeler şapkayla uyumu bir çantadır sadece .Öğrenilmemiş hatalarsa çantaya uyum sağlayan topuklu ayyakkabılardandır.Canımız yanana kadar ilerlemeye topukların üstünde devam ederler...